İlginizi Çekebilir
Yenemiyorsan Yenilme!
  1. Ana Sayfa
  2. Futbol
  3. Türk Futbolu’nda Teknik Direktörlük Ne Anlama Geliyor?

Türk Futbolu’nda Teknik Direktörlük Ne Anlama Geliyor?

Türk Futbolu’nda Teknik Direktörlük Ne Anlama Geliyor?

Gidişatındaki enteresan vaziyetleri yakalamakta bir haylı zorlandığımız, bir tuhaf Teknik Direktörlük hikayesine tanıklık ediyoruz son günlerde. Aslında burada bahsedilen bir kişi değil, Teknik Direktörlük kavramının ta kendisi. Tabi ki, ülke sınırları içinde yaşanan senaryo dahilindeki vaziyeti.

Son günlerde Türk Futbolu‘nda kulüp takımları bazında bir antrenörlük sirkülasyonuna şahit oluyoruz. Güzide futbol kulüplerimize gelen giden antrenörün haddi hesabı bilinmemekte, görevde kalış sürelerine dair hesap yapılamamakta daha da önemlisi antrenörlerimizin ortaya bir katma değer bile sunamadan yol aldıkları görülmekte. Bu konuda futbol kulüplerinin karar mekanizması sorgulanmakta, gelen giden antrenörlerin niye geldikleri? niye gittikleri? Yaşananların ne olduğu? ise futbol kamuoyunda tahminler üzerinden yorumlanmakta.

Bu anlamda spesifik örnekler tabi ki verilebilir. Bazı takımlarda ışık hızını andırır biçimde gerçekleşen antrenör geliş-gidiş trafiği, aslında her sezonda sıkça gördüğümüz futbol sezonunun ilk yarısı bittiğinde ortaya çıkan antrenör sirkülasyonu rakamsal tablosu, konunun özeti için yeterli.

…, bir kulüple yaptığım tüm görüşmelerde aynı soruları sordum. Joventut, Benetton Fenerbahçe… Neden beni istiyorsunuz? Ben size ne verebilirim? Neyi değiştireceğimi düşünüyorsunuz? Niye ben? Karşılıklı konuşuruz ve sonra ben teker teker anlatmaya başlarım. Çünkü imza sürecinden sonra insanların bana “Koç niye böyle yaptın ki şimdi?” veya “Koç neden böyle olmadı?” demesini istemem. Çok açık konuşurum. “Ben böyleyim, siz tamam mısınız?” diye sorarım.

Zeljko Obradovic Röportajı – Socrates Dergi/OCAK 2016

Socrates Dergi’nin geçmiş 2016 Ocak sayısında yer alan Zeljko Obradoviç röportajında yer alan yukarıdaki satırlarda dem vurulduğu üzere, bir antrenörü kulübün başına getirirken dikkate alınan kriterlerin ne olduğunun, planlamanın, stratejinin ve gidilmek istenen yolun tarifinin aslında net bir biçimde ortaya konulmuş olmasının gerektiği bir gerçek. Bir antrenörü neden kulübün başına geçirir bir yönetim? Ve ışık hızıyla neden görevine son verir?

Konuya dair garipliklere her geçen gün yenisi eklenen ülkemiz futbolunda, antrenörünün verdiği raporu beğenmeyip, görevine son verip, aradan geçen belirli bir süre sonrası aslında haklı olduğunu kabul eden yönetim tarzı da varlığını sürdürmekte. Bir Teknik Direktör’ün takımın durumuna yönelik verdiği raporun doğruluğu yanlışlığı tartışılır ancak bir Teknik Direktör’ün verdiği raporun kulüp yöneticileri tarafından değerlendirilemeyeceği gerçeği tartışılmaz diye düşünüyorum. Tabi ki kulübün yönetim kadrosunda Johan Cruyff ya da Alex Ferguson yoksa.

Bunun yanında, Türk Futbol Federasyonu’nun bir sezon boyunca futbol kulüp takımlarına sınırsız, antrenörlere ise sadece 2 kulüple çalışabilme şansı tanıması da konunun dramatik diğer bir tarafı olduğunu söylememiz gerekir. Buna bir çözüm getirilmez ise, her kulüp, istediği her an antrenör değiştirebilme lüksüne sahip olacaktır. Bir antrenör seçerken ortaya net kriterler koyulmaz, uzun vadeli plan yapılmaz, anı geçirmek, taraftarlara şirin gözükmek, finansal anlamda hareket edildiği savunarak, kararlar verilir, bir felsefe güdülmez ise, zaten ortaya çıkan tablonun böyle olması kaçınılmazdır.

Herşeyden önce biraz Futbol’un doğasına uygun hamleler yapılmalı, kulüpler hangi amaçla varlıklarının sürdürdüğünü net çizgilerle belirlemelidir. Bu anlamda yönetici, antrenör, futbolcu, taraftar, basın senkronizasyonunun daha antrenör imza aşamasındayken sağlanması en önemli kriterdir.

Yorum Yap

Yorum Yap