Bilim & TeknolojiEkonomiGenel KonularSektörel Bilgiler

Hollanda’da Tarım ve Türkiye ?

Hollanda Tarımda çok başarılıyken Türkiye neden değil?

Bu sorunun cevabını etkileyen belki de yüzlerce değişken var. Fakat bugün Hollanda’ya baktığımızda bunlardan bir kaçını tespit edebiliyoruz. Sahiden Türkiye hangi alanda uzmanlaşacağını 100. Yılına çok az kalmasına rağmen tespit edemedi. Yaşadığımız siyasi süreçlerin ve iç çekişmelerin belli alanlarda uzmanlaşmayı engellediğini anlamak çok zor değil.

Tarım popülist siyasi propagandalardan uzak bir alan olarak görülüyor. Tarımda yaptığınız yatırımlar belki size anlık geri dönüş olarak gelmeyebilir hamasi söylemler gibi… Fakat uzun vadede ülkenin üretimi ve kaynak oluşturması açısından ciddi faydalı olduğu Hollanda’dan görülmektedir.

Bugün Hollanda’nın yüz ölçümü 41.453 km2 ‘dir. Türkiye’nin ise 783.562 km2. Hollanda bizim 10’da 1 alanımıza bile sahip değildir.  Klasik deyimiyle Konya kadar diyebiliriz.

2019 yılında Hollanda’nın tarım ihracatı 100 milyar Euro olarak açıklandı. Hollanda’nın yüz ölçümünü yukarıda söyledim. Ve Hollanda bu dar yüz ölçümünde tarım alanlarını 2.dünya savaşı sonrasında okyanusu taşlarla doldurup üzerine toprak örterek oluşturdu. Bize ilginç gelen, Hollanda 100 milyar Euro ‘luk ihracata okyanusta taşlarla doldurduğu o topraklarla ulaştı. Türkiye’nin tarım ihracatı ise 2019 yılında 16.21 milyar Usd yani güncel kurla 15 milyar Euro olarak açıklandı.

Maalesef ki ülkemizde bu kadar verimli topraklara sahip olmamıza rağmen hala tarıma olan ilgi düşük seviyelerde kalmış durumda. Aileler de köyden kente göç ciddi oranda artmış ve çiftçilik kavramının içi boşalmış vaziyettedir. Halbuki “köylü milletin efendisidir” sözünü bugün pandemi sürecinde gıdaya olan rağbet ile çok daha iyi anlıyoruz.

Bu topraklarda çiftçimiz “hayvan gübresi” kullanmak yerine küresel şirketlerden alınmış ilaçlı gübreleri kullanmaktadır. Hollanda ise bunun karşısında sınırlı arazilerine rağmen muz bile yetiştirebilmektedir.

Ülkemizde tarım alanlarımızın ekiminden, ürünlere ve gübresine kadar çiftçide eğitim eksikliği mevcut. Bunu engellemek için kurulan ziraat fakültelerinde çalışmalarını samimiyetle yürütenler olmasına rağmen devletin farkındalığı olmadığı sürece istenen gelişmeye ulaşmak mümkün gözükmüyor.

Hollanda’da ise bu konuda dünya’da tek olan tarım üniversitesi (Wageningen) kurulmuş. Üniversitede öğrenciler bu alanda eğitilirken, toprağa ve ürünlere yönelik bir sürü araştırmalar yürütülüyor. Ayrıca tarım alanında faaliyetlerde bulunan birçok şirkete de ev sahipliği yapılıyor. Bunlardan bir tanesi KeyGene adlı bir şirket. Araştırabilirsiniz (https://www.keygene.com/).

Bu üniversitede bir ekosistem oluşturulmuş durumda. Şirketlerin küresel ticarete girmesiyle ihtiyaç duyacakları hukuki süreçler hakkında bilgi için hukuk firmaları da bulunmaktadır.

Hollanda devletinin bu sürece imkanlar dahilinde teşvikler verdiği biliniyor fakat tarım alanlarına yapılacak yatırımlar ve fonlamalar için Hollanda hükümetinin bütçesi kısıtlı fakat bu noktada AB devreye giriyor. Ortaya bir üretim ve katma değer çıktığı için Hollanda AB’den tam 7 milyar euro’luk fonlama aldı.

Oradaki halk tarımla kalkınabileceğinin ve bu alandaki yatırımların farkında ilaveten buna sahipte çıkıyor.
Türkiye’den de AB’den yatırım fonları almak için başvuran çok oldu. Kimileri aldı, işlerini kurdu ve  idame ettiriyor. Maalesef ki kimileri de fonları alıp Samsun’da terk edilmiş onlarca  fabrikalara sebep olarak kaçtı.

AB piyasasında her yıl 3500 küsür yeni tohum piyasaya sürülüyor. Biz ise birçok sanayi ve üretim kolunda kullanabilecek bitki olan keneviri, 1 tane zararı var diye 50 binin üzerindeki ürün üretim potansiyelini görmezden gelip halen tartışıyoruz. Halbuki ABD keneviri 1940’larda petrol ürünlerine alternatif olma endişesiyle baskı sonucu yasaklatmıştı.

Toplumsal refahı yüksek, gelir düzeyi yüksek, katma değer üreten toplum olmakta bizim elimizde; dış borçlarla niteliksiz büyüme yapan, ithalata bağımlı olan refah seviyesi düşük ülke olmakta bizim, yani vatandaşların elinde. Bilinçlenmeye toplumdan önce kendimizden başlamalıyız. Bunu sağladığımız sürece hala 50 yıldır gelişmekte olan ülke statüsünden sıyrılıp gelişen ülke statüsüne geçebiliriz.

Üniversitede bir hocamız Sabancı’nın raptiye teorisinden bahsederdi. “Raptiyenin geniş yüzeyi gibi her şeyden biraz bilin raptiyenin ucu gibi bir şeyde etkileyici, en iyisi, fark edileni olun” derdi.

Türkiye olarak birçok alanda varız ama her şeyden biraz varız. Bir alanda en iyisi olmayı sağlamalıyız.

 

Kaynak:https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-51150094 , https://www.aa.com.tr/tr/sirkethaberleri/vakif-dernek/gida-ve-tarim-sektorunun-ihracati-2019un-11-ayinda-yuzde-1-04-artti/655193, https://iz.tuik.gov.tr/#/showcase/SC-2851FY777F34D2R?token=8d79727fff862a891ce574d27220bfebbf66fecd

 

 

Melih KÖSEOĞLU

Etiketler

MELİH KÖSEOĞLU

YoungCorners.com / Kurucu

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen sitede gezinmeden önce reklam engelleyicisini kapatın, sitemizde bulunan reklamlar sizi rahatsız etmez.