1. Ana Sayfa
  2. Ekonomi
  3. “Doğurgan” ve “Kaçınılmaz” Olarak Krizler

“Doğurgan” ve “Kaçınılmaz” Olarak Krizler

“Doğurgan” ve “Kaçınılmaz” Olarak Krizler

Dünya’ya sanayi kapitalizminin egemen olmasından sonra çok defa krizler meydana gelmiş, bu krizlerde çeşitli buhranları ve olayları beraberinde getirmiştir. 1873 yılında kapitalizmin ilk krizi diye tabir edilen buhrandan sonra Dünya ve Türkiye 1929, 1973, 1980, 1987, 1994, 1997, 2000, 2001 ve 2008 krizlerinin acı ekonomik, sosyal, siyasi, finansal sonuçlarını tecrübe etmiş, artık bunlardan ders çıkarması gerektiğinin idrakine varmıştır.

Ekonomik ve finansal piyasalar da kelebek etkisi hâkim görüş olduğu için hiçbir sorun göz ardı edilmemelidir. Yukarıda anlatılmaya çalışılan krizler hep bir yerde çıkmış fakat sesleri yüz farklı yerden duyulmuştur. Amerikan Menkul Kıymetler Borsasının tepesinde uçan kelebeğin kanadını çırpmasıyla dünyadaki petrol fiyatları yükseliyor, gene Amerikan Merkez Bankasının faizleri artırmasıyla dolar rekor kırıyorsa, artık ekonomik krizlere beklenmedik dönemde ortaya çıkan gelişmeler gözüyle bakmamak lazımdır. Tabi ki de tek bu sebeplerden dolayı dünya büyük krizler yaşamıyor, eskiden olduğu gibi binlerce, milyonlarca insan işsiz kalmıyor sadece borsadaki hareketlerden dolayı fakat bu, ekonomi ve finans dünyasının ne kadar hareketli ve düzeni bozucu etki yaratabileceğini gösteriyor.  Tabi ki aynı zamanda olabilecek herhangi bir sıkıntıyla bir kriz ortamının çıkacağını da…

Bu alanda bahsetmemiz gereken, krizlerin doğurgan olduğudur. 19.yy da küresel çapta etki yaratan krizler başlamış hepsi beraberinde yeni bir sıkıntı ve buhranı getirmiştir. 1873’lü yıllarda üretim hacmi artmış ve talep yetersizliğinden dolayı mallar satılamayıp işsizlik artmıştır. 1929 yılında Büyük Buhran ile ekonomi anlayışı tamamen değişmiş, elli milyona yakın insan işsiz kalmış, bankaların kapısına kilit vurulmuş, bu sıkıntılı sistem içerisinde Adolf Hitler görev başına gelerek en büyük siyasi ve toplumsal krizi de beraberinde getirmiştir: II. Dünya Savaşı. 1973 yılında ABD’nin İsrail’e yardımına kızan OAPEC ülkeleri petrol fiyatlarını 4 katına ikinci krizde ise fiyatları 2 katına çıkarmış piyasada şok etkisi yaratmıştır. Bu krizle beraber dünya stagflasyon ile tanışmıştır. Ülkemizde Kasım 2000 krizi meydana gelmiş -ki bunun arkasında 1999 depreminin 15 milyar dolarlık getirdiği yük de var-  daha sonra bu bankacılık krizi Şubat 2001 finansal krizini takip etmiş ve ekonominin siyasi kanadı reisleri revize edilmiş sonuçta siyasi bir krize dönüşmüştür. (Merkez Bankası, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı, Hazine Müsteşarı, BDDK)  Zaten en nihayetinde de siyasi bir başlangıcı vardı. Daha sonra Adalet Ve Kalkınma Partisi hükumeti devralmıştır. 2008 yılında ABD’de başlayan kriz dünya üzerinde halen etkisini göstermektedir.

Sonuç olarak kriz kapitalizmin bir hastalığıdır ve kaçınılmazdır. (Bu açıdan monetarist iktisatçılarlarla birleştiğimi ifade edebilirim. Çünkü onlar da paranın çok tehlikeli olduğunu ve krizlerin parasal kökenli olduğunu savunurlar.)  Krizi önleme gayretleri boşa çıkacaktır. Çünkü onu etkileyen binlerce sebep vardır. Binlercesine birden önlem alınamayacağına göre alınacak önlem her ne krizi olursa olsun en iyi zaman ve kriz yönetimi programı olacaktır.

Bu yazı Ekonomik Krizler Tarihi adlı makalemin özeti niteliğindedir. Metinde savunulan tezler hakkında daha geniş malumat almak isteyenler makaleye başvurabilirler.

 

 

Alim KAYALIK

Yorum Yap

Yorum Yap