Kapat

Bursa Gezisi ve Meşhur Kuyrukları

Anasayfa
FOTO GALERİ Bursa Gezisi ve Meşhur Kuyrukları

Arayıl tatilinin başlaması ve öğrencilerin karne almasıyla birçok tatil meraklısı gözlerini kış turizminin yaygın olduğu bölgelere çevirmiş durumda. Daha önceden de bahsetmiş olduğumuz, Doğu ekspresinde tüm seferlerin dolmuş olması; Palandöken, Sarıkamış, Erciyes, Uludağ, Kartepe gibi kayak merkezlerinin de doluluk oranları, bunun en büyük göstergesi. Ama içlerinden bir tanesi var ki, şehir kuyruklardan geçilmiyor.

Arayıl tatilini değerlendirmek isteyen tatilciler için, hem kültürel açıdan hemde kış turizmi açısından bir medeniyete başkentlik yapmış olan Bursa gayet makul bir seçenek. Hele ki İstanbul’dan gitmek istiyorsanız Osman Gazi Köprüsü ile yol 2 saatte bitirilebiliyor. Osman Gazi Köprüsünün ücreti ise otoyollarla birlikte 91.75 tl ye geliyor. Tabi biz buraları geçelim ve Bursa’nın güzelliklerine gelelim.

Güne tarihi Cumalıkızık köyünü gezerek başlayabilirsiniz, koruma altına alınmış otantik yapısıyla ilginizi çekebileceğini düşünüyorum. Ardından yer sofralarında, köyün yerlileri tarafından lokantaya çevrilmiş sobalı köy evlerinde nostaljiyle dolu bir serpme kahvaltı yapabilirsiniz. Güne iyi başlamak adına temiz hava ve güzel bir kahvaltı faydalı olacaktır. Fiyatları da makul denilebilir, serpme kahvaltı kişi başı 20 tl.

Bu kahvaltıdan sonra şehrin tarihi yapılarını ve türbelerini gezebilir ya da Uludağ’a kayak yapmaya gidebilirsiniz. Uludağ’da kayak yapmayı tercih edecekseniz söylenmesi gereken bazı seçenekler mevcut. Öncelikle kendi aracınızla çıkmayı düşünüyorsanız kış lastiğinizin ya da zincirinizin aracınızda muhakkak olması gerekiyor. Eğer bunlar mevcut değilse aracınızı şehir merkezinde ki otoparklara bırakarak teleferik ile Uludağ’a çıkabilirsiniz ama bahsettiğimiz meşhur “kuyruklar” işte burada devreye giriyor, hele ki haftasonu ise…

Bizler aracını otoparka bırakıp Uludağ’a teleferikle çıkmayı tercih edenlerden olduk ve maalesef ki bilet almak için yaklaşık 45 dakika bilet kuyruğunda ardından da bir o kadar teleferik sırasında bekledik. Teleferiğe bindikten sonra Bursa’yı gökyüzünden seyredince; bu olumsuzluğu gözardı edip, unutuyorsunuz. Burada belirtmek gerekir ki yükseklik korkusu yada Vertigo hastası olanlar, kanaatimce  teleferiğe binmemeli çünkü biraz yüksekten ve arada bir sallanarak gidiyor.

Uludağ’a varıp kayağınızı yaptıktan sonra doğal olarak bir açlık hissediyorsunuz Uludağ’daki kafeleri tercih edebilirsiniz (pahalı olduklarını düşünüyorum) ama biz şehir merkezini tercih ettik. Ve dönüş için hızlı bir şekilde teleferiğe doğru giderken tam 1.5 saat sürecek olan teleferik sırasının olacağını hiç öngörememiştik. Toplamda bir aktarma yaparak 20 dakika da şehir merkezine teleferikle inmek için 1.5 saat uzunca bir kuyrukta bir bekledik ve araçla çıkmadığımız için pişman olduk. Tabi şuan kış turizminin tam zamanı olması ve okulların tatil olmasından ötürü yoğunluk yaşanmış olabilir normal zamanlarda bu kadar yoğun olmadığı oradaki yetkililer tarafından söyleniyor. Ama yine de diğer bir alternatif mevcut o da; 15 TL karşılığında Uludağ’a servisle çıkmak.

Tüm bunlara rağmen içlerinde en heyecan verici olanın Uludağ’a teleferikle çıkmak olduğunu söyleyebilirim. 🙂

Şehir merkezine indiğinizde Bursa’nın meşhur kebabı olan İskender’i yemek istiyorsunuz. Bursa’nın yerlilerine sorduğunuz da size iki yer söyleceklerdir; biri İskender’in patentini alan, Heykel’de bulunan, içi ahşap döşemeli bir lokanta olan İskenderoğlu. Diğeri ise Atatürk caddesinde bulunan Cevat İskenderoğlu ve burada da yine uzunca bir kuyrukla karşı karşıya kalıyorsunuz. Biz iki yerde de iskender’i tattık şahsım adına hangisinin daha iyi olduğunu konusunda kararsız kaldım ama ikisi de bu zamana kadar yediğim en iyi iskenderdi diyebilirim. Tabi beşeriz görmediğimiz, bilmediğimiz, tatmadığımız başka yerlerde olabilir. Nihayetinde iki yeri de rahatlıkla tavsiye edebilirim. Fiyatlar ise aşağı yukarı aynı 1 porsiyon iskender 35 tl.

Yemek ve Uludağ’ın dışında değinmeden geçilmeyecek olan yerler de Bursa’da mevcut bunlardan ilki Tophane’de tüm Bursayı tepeden gören, her zaman gururla bahsettiğimiz ve gururla bahsetmeye devam edeceğimiz olan Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi ve oğlu Orhan Gazi’nin türbeleridir. Bursa’ya kadar gitmişken onların türbelerini ziyaret etmek gerekir diye düşünüyorum. Ardından yine bir tepede bulunan Emir Sultan Hazretleri türbesi de ziyaret edilebilecek yerlerden biri. Ulu Camii ise eşsiz mimarisiyle dikkat çeken eserlerden biri daha.

Bursa’da gezilecek daha belki onlarca yer var imkanlar dahilinde biz gidebildiklerimizden olumlu ve olumsuz yönleriyle bahsetmeye çalıştık.

Bu gezinin sonunda yorgunluğunuzu atmak için sizlere Tarihi Çekirge Hamamı’nı da tavsiye edebilirim.

Her ne kadar “dönemlik” uzun kuyrukları olsa da Bursa; bir medeniyete başkentlik yapmış olması, kültürel açıdan çok zengin olması ve lezzetli yemekleri sayesinde akılda kalan, keyifli bir gezi yapmanıza imkan sağlayan şehirlerden biri.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir