Kapat

Aziz Peter’in Şehri

Anasayfa
Genel Aziz Peter’in Şehri

Aziz Peter’in şehri:

2012 yılının yaz ayında yaptığım baltık turunun son durağı olan St.Petersburg’da edindiğim izlenimleri,deneyimleri sizlere aktarmaktan mutluluk duyarım.ÖncelikleSaint. Petersburg’un isminin nerden geldiği hususuna değinmek isterim.18.yy’ın başlarında kurulan St.Petersburg ismini Rus çarı I.Petro’danalmaktadır.Türklerin tabiriyle Deli Petro bugün ki Rusya’yı Rusya yapan ilim ve sanatta olan gelişmişliğine önemli katkılar sağladığı için Rus kaynaklarında veya diğer Avrupa kaynaklarında ‘’Büyük Petro’’ diye adlandırılmaktadır.Tarihsel süreçte bir çok isim değişikliğine uğrayan St.Petersburg,bugün ki ruslar tarafından kullanılan güncel ismi’’Sankt Peterburg’’tur.2012 yılının yazında yolum St.petersburg’adüştü.Açıkçası bu şehir konusunda doğru düzgün bi bilgim yoktu.Sıradan bir Rusya şehri görüceğimi düşünmüştüm ama dürüst olmak gerekirse beklentilerimin çok üstüne çıktığını size söyleyebilirim.Transatlantikcruise Gemisinde yaptığım Danimarka,Norveç,İsveç,Finlandiya,Rusya ülkelerini içerisine alan baltık turunun son durağı olan St.Petersburg şehrinin çok değişik bir atmosferi vardı. Finlandiya Rusya sınırına yakın bir yerde kurulan bu şehir bulunduğu coğrafi konumdan dolayı çok kuzeyde kaldığı için özellikle yaz aylarında günler devamlı aydınlık olmakta. güneş batmayan bu şehrin atmosferi  beni çok etkiledi.Kaldığım Transatlantik Gemisi’ndeki Türk kafilesiyle st.petersbug’u  önce  otobüsle panoramik bir şekilde dolaştık.Bize bu yolculukta rehberlik eden iki  tane bayan kılavuz vardı.Bu bayanlar Stpetersburgda doğmuş büyümüş.Türkçeye merak sarmış kendi ülkelerindeki üniverstelerde Türkoloji bölümünden mezun olmuş Rus bayanlardı.O yörenin insanları olduğu için şehre dair bütün ayrıntıları anlattılar..Şehir planlamasına bakacak olursak yer yer eski Kominist rejimden arta kalan blok şeklinde yan yana binalardan oluşan siteleri görmek mümkün.Onun dışında tarihi mekanlar daha çok şehrin merkezine doğru,şehri 42 ada parçasına bölen neva nehrinin geçtiği hattın her iki tarafında beliren tarihi Rus çarlığına dayanan Mimari yapılar bulunmakta.Bu yapıların arasında Çarın kışlık sarayı ‘’Ermitaj Sarayı’’,Menşikovsarayı,MarlinskyTiyatosu ve daha nice Çarlık  rusyasından kalan ya imparatorun bizzat kullandığı ya da Çarlık döneminde önemli siyasi konumalara gelmiş ‘’PAŞA’’larınyalıları,saraylarımevcut.Neva nehrinin üstünde her iki yakayı bağlamak için onlarca köprü bulunmakta bu köprülerden biri, ismi Kutsal Üçleme olan köprünün tasarımını Fransa nın simgesi olan Eiffel kulesinin tasarımcısıGustave Eiffel yapmış.Otobüsle şehri gezerken dikkatimi en fazla çeken yeşil beyaz renklere bürünmüş barok mimarisinin en güzel örneği olan Çarın Kışlık Sarayı olarak senelerce hizmet vermiş ve hala günümüzde müze şekliyle kamuya hizmet veren Ermitaj müzesi  oldu.5 binadan oluşan neva nehrini boydan boya kaplayan 2 kilometre cepheye sahip olan bu mimari baş yapıtın içerisini görme fırsatı buldum.İnsan adeta kapısından içeri adımını attığı andan itibaren Rusyada var olduğunu unutuyor. dünyanın her çeşit kültürünü içerisinde barındıran sanatsal eseleretemaşa edebileceğiniz mekansız bir yapıyla karşılaşıyorsunuz.3 kattan oluşan Ermitaj,ilk katı dünyanın dört bir tarafından getirtilen antik dönemden orta çağı kapsayan eserlerden oluşmakta.2.katta ise orta çağdan müzenin kışlık saray olarak kullanıldığı dönemlere ait sanatsal eserlerden oluşmakta.3.kat ise bizzat çarın yaşadığı imparatorluk katıdır.Bu eserlerin en önemlilerini yağlı boya tabloları oluşturmakta zaten dünyanın en zegin yağlı boya tablo koleksiyonuna sahip olan müzesidir..Diğer sanatsal eserler ise yontma yapıtları heykeller gibi,yermozaiği,duvar süslemeleri…Müzenin ilk iki katındaki duvar süslemeleri kıymetli madenlerden kaplanmış hatta odaları ayakta tutan kolonlar bile sırf altın kaplamaydı.En üst kat olan 3.kat ise bilakis diğer katlarla görünüş bakımından taban tabana zıt.Çarın yaşadığı kat diğerlerine nazaran çok daha sade dizayn edilmiş.Bu gerçekten beni çok şaşırtmıştı.Tur rehberine neden böyle bir fark olduğunu sorduğumda şöyle bi cevap aldım:’’Aslında böyle olması çok normal çünkü Çarlar buraya siyasi meselelerden uzakta kafalarını dinlemek için gelirlermiş.Zaten sarayın isminin kaynağı olan hermitage kelimesinin manası inzivaya çekilinen yer anlamında.Keşişlerin sadece Tanrıya ibadet etmek için kapandıkları yer olarak hayal edebilirsin.’’Giriş katlardaki o zengin duvar süslemeleri,altın kaplamalı şamdanlar,altın varaklı tablo çerçevelerinin hepsi Çarın sarayda kaldığı süre zarfında konuk ettiği misafirlere karşı güçlü,zengin,bereketli bir izlenim bırakabilme niyetiyleymiş.Benim günü birlik gittiğim Rusya’nın tipik kentlerinin dışında daha çok Avrupai atmosferi olan yılın Haziran Temmuz arasında yaklaşık 2 hafta boyunca hiç güneş batmayan günler yaşayan bu nadide şehirden gözlemlediklerim bu kadar umarım bir gün yolunuz SanktPeterburg’a düşer…

 

“Aziz Peter’in Şehri” üzerine 3 yorum

  1. cihan says:
  2. Feyyaz says:
  3. Serhat KÖSE says:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir